Günümüz dünyasında olmazsa olmaz aletler oldu bu cep telefonu denilen aletler. Ama ben bu aletlere kıl oluyorum, baya bildiğiniz sinirim bozuluyor. Ha tamam beni kimse aramadığı için sinir oluyor olabilirim ama kıl oluyorum kardeşim.
Bir de şimdi bu aletler internete falan giriyor, şarkı çalıyor, fotoğraf çekiyor falan, iyice çileden çıkıyorum. Fotoğraf makinesi gibi caanım bir makineden rol çalmaya çalışıyorlar uyuz aletler. Sen telefonsun kardeşim, ararsın konuşurlar, aramazsan çöpe atarlar, bir de sevgiliden ayrılınca ya duvara atılarak parçalanırsın, yada denizin dibini boylarsın, artistliğin kime anlamıyorum ki?
Ayrıca bunları kullanan gençler de bir acayip arkadaş, onlara da akıl erdirmek mümkün değil. Bir gün şu tabloyla karşılaşıncaya kadar olayın vehametinden bihaberdim. Bir gün arkadaşlarımla kafenin birinde oturmuşum muhabbet ediyorum, çünkü benim sosyalleşme yöntemim tek ve o da karşılıklı konuşma üzerine kurulu, sosyal medyadır telefondur pek bana hitap etmiyor. Neyse çok dağıtmadan olayı aktarıyorum. Yan masada 3 kişi oturmuşlar, hepsinin elinde telefonlar, pıtır pıtır yazıyorlar. Bi kıllanma oldu bende, biraz takip edeyim dedim, muhabbet ederken gözüm de hep onlarda. Yarım saati aşkın süre geçti ve içlerinden hiçbiri konuşmadı, hepsi telefonda yazışıp durdular. Önlerinde birer fincan var, içinde ne var anlamadım, bir onu içiyorlar, bir yazıyorlar, konuşma yok. Yahu madem siz konuşmayacaktınız, niye dışarı çıkıp buluştunuz arkadaş. Evinde otur kimle yazışıyorsan yazış ya, böyle bir saçmalık mı olur?
Neyse işte, bir de bu herifler ve kızcağızlar gidip en teknolojik olanını alıyorlar ya, o da başka bir konu. Sanki her an maillerine bakmasa olmayacak, yahu ne gelecek sana mail arkadaşım, en fazla bir sitenin indirimi falan gelir, kıl aldırma kampanyası olur vs, sanki görende şirketi var zannedecek, bacak kadar liselisin arkadaş, bi adam ol önce, değil mi ama. Ha ama bak işi olana lafım yok, bir şantiye şefim vardı mesela, adam yemekte açtı aleti, autocad açıp projeye baktı vs, düzeltme yapıyor, ofise gönderiyor, ofisten yeni çizimler geliyor falan, adamın işi bu, şimdi bu adam telefona 10 bin tl de verse haklı, o tür kişileri muaf tutmak lazım.
Sadede geleyim, işte ben böyle teknoloji özürlü biri olduğum için ne facebook kullanmayı becerebildim, ne twitterı anlayabildim. Bana göre işler değilmiş, zaten telefon alırken bile bin bir türlü olay yaşadım. Telefon bakıyorum, diyorum ki; şöyle güzel bir tasarım istiyorum, bana dana kadar bir şey gösteriyorlar. Diyorum ki, arkadaş ben 7 kişi danaya girmeyeceğim, bana telefon lazım, dokanmatikmiş internetliymiş efendime söyleyeyim 101 megapikselmiş falan gelmez, bana telefon lazım, konuşacağım ve mesajlaşacağım. Böyle manda kasa bir şey istemiyorum, bunun estetik bir tarafı yok ayrıca, dana bildiğin dana. Neyse bu sefer özellikleri olmayan bir telefon çıkarıyorlar ki, ucuz olsun diye tasarımını tornacı yapmış gibi duran bir telefon. Bu şekilde 3-5 dükkanın elemanına hakaret ettiğim için beni dükkandan yaka paça attılar. Ama benim suçum değil cidden, estetiğin ne olduğunu bilmiyor arkadaşım adam, güzelle çirkini ayıramıyor, eğitimsiz göz. Eğitim şart arkadaş.
Ya bak yine konuyu dağıttım ben. Hep bu teknoloji mevzusuna girince benim sinirler laçka oluyor.
Benim vakti zamanında bir kız arkadaşım vardı, uzakta olduğu için kendisi tabii biz telefonla falan konuşuyoruz saatlerce, mesajlaşıyoruz falan, tabii o zamanlar gençlik de var. Ama uzak ilişkilerde sorunlar biter mi, tabii ki hayır. Sorunsuz bir uzak ilişki yürüten varsa, buyursun bana ulaşsın, elini öperim öyle çiftin ben, hatta düğün benden, ama mümkün değil. Nedeni basit, telefon dediğin alet sosyalleştirmez. Çünkü bir insan sadece sesten ibaret değildir, mimikler, jestler, hareketler, bir insanın ne demek istediğini sadece kelimeler değil, o insanın tümü anlatır. Telefonda tabii bunları algılamak mümkün olmayınca şaka yapsan ciddiye alınıyor, ciddi bir şey konuşacak olsan karşındaki seni sallamıyor. Sonuç her zaman aynı, tartışma. Uzak ilişkilerde en büyük tuzak yanlış anlama üzerine kurulu. Hele ki bir de ararsın açmaz, telefonunu kapatır gibi olaylar vardır ki, canından bezdirir adamı. Karşı karşıya oturan iki insan birbirinin yüzüne konuşmayı kapatmaz, telefonunu kapatarak karşısındakini delirtmez, her söylenilen doğru anlaşılır ve en ufak yanlış anlama mimikler ile ve sıcak bir sarılma ile telafi edilir. Siz telefonda birine sarılabiliyor musunuz, tabii ki hayır. Peki karşınızdakini önemsediğinizi, sevdiğinizi nasıl göstereceksiniz?
Al işte sana o ilişki niye yürümüyor diye sorduğun sorunun cevabı, telefonda kimse kimseyi anlayamaz, çünkü ilişkiler sadece kelimelerden ibaret değildir, duygular yüklüdürler, bir kelimenin anlatamadığını bir bakış anlatır kimi zaman. Ama gelgelelim biz böyle saçma bir durumdaydık. Kötü giden bir ilişki, zaten 2 ayda bir sevgilinin yüzünü görünce insan şaşırıyor, bu şimdi benim sevgilim mi diye kendine soruyorsun. Samimiyet zaten yerle yeksan, kızı öpmeyi geçtim, sarılmak bile garip, bu mu ilişki yani?
Tabii böyle durumlarda bir de etrafınızda dolanan, biraz güzelce bir kız varsa, sürekli size samimi davranıyorsa sonuç bellidir. Sevgilinizden ayrılır ve hemen diğer kıza yönelirsiniz. Peki sevgilinize ulaşamıyorsanız ne olacak? İşte aldatma olayı bu noktada sizin gözünüze cazip gelemeye başlar. Nasıl olsa ilişkiniz kötüdür, sevgilinize ondan ayrılmak istediğinizi bile söyleyemiyorsunuzdur ve bu durumda bu aslında aldatma bile sayılmaz değil mi?
İşte bu kafa karışıklığında olayların içindeki masum malın bir de teknoloji özürlü olduğunu düşünün. Bu durumda ben kıza yakınlaşmaya başladım tabii ki. Arada onunla mesajlaşıyoruz falan, arada da sevgilime mesaj atıyorum ama konuyu ayrılma noktasına getiremiyorum. Ayrıca sevgilimi de seviyorum ama sorunlar yüzünden kafa da kalmıyor ki insanda, aşık olsan ne fayda. Sonunda bir gün bölümdeki kıza mesaj atacağım, gözümü karartmışım, sevgilimden ayrıldım falan diyeceğim. Neyse mesajı yazmaya başladım, yarın gelirken bana şu dersin notunu falan getirir misin, falan fişman, ha dedim, bu arada gözün aydın sevgilimden ayrıldım. Kız zaten ayrıl ayrıl diyor, olacaklar belli. Ama işin koptuğu nokta mesajı attıktan sonra gerçek dünyaya dönmem ile oluyor. Çünkü ben bu mesajı kime atıyorum, tabii ki de bölümdeki kıza değil de sevgilime atıyorum. Yapılacak ilk iş ne peki bu durumda, zaten sevgilimden ayrılmayı düşünüyorum, yani zaten ayrılmış olurum zaten bu mesajdan sonra, yani çok da kötü bir şey yok. Ama seviyorum da, yani en mal durumlardan biri. Hemen durumu kurtarmam ve zaman kazanmam, ne istediğimi düşünmem gerekir diye düşündüm. Sevgili aradım, ona o mesajı yanlış anlamamsı gerektiğini anlatmaya başladım. Malım ve kendi kendimi ele verdim, çünkü kız bakmış ki başında ders notu falan var, yanlış mesaj deyip okumamış gerisini. Ama tabii ben en kalitelisinden bir mal olduğum için ve telefon denilen alete yaklaşımım sonucu en kötü noktaya geldim. Daha insanın başına ne gelebilir ki?
Ama olsun, mal olduğum kadar da iyi bir yalancıyımdır, hemen durumu kurtardım. Tabii şimdi soracaksınız, nasıl bir şey buldun da olayı kapattın diye, çünkü olayı bilen herkes bunu merak ediyor, ama meslek sırrı arkadaşlar, kusura bakmayın. Neyse böylece hem sevgilimle olan durumu düşünmek için zaman kazandım, hem de bölümdeki kızla aldatma işine girmemiş oldum, zaten içime de sinmezdi sanırım, ben aldatamam gibi geliyor. Ya da bilmem, iyi bir yalancı olduğumu da unutmayın. Ama yine de onu aldatmayı hiç istemiyordum.
Vicdan denilen böyle bir şey sanırım, sevgilimle her şeyin yoluna girmesini istiyordum, hayalperesttim. Başka bir kız istemiyordum aslında. Zaman kazanınca bir arkadaşımla oturdum konuştum, ne yapsam dedim. Ama böyle durumlarda gidip en duygusal adama sorarsan alacağın cevap bellidir; "Dostum, sen içindeki sevgiye inan yeter ki, merak etme bu dünyada çözülemeyecek hiç bir sorun yok. Eğer birbirinizi seviyorsanız elbette her engeli aşarsınız" Ben de buna inandım mı, tabii ki inandım, neden mi, çünkü malım da ondan. Hayalperest adamlar, romantik ruhlu adamlar inanır bunlara.
Sevgilimle her şey yoluna girecek diye düşündüm hep, işin doğrusu tartışmalar da azaldı, tabii iletişimin sıklığının azalması da bir neden ama o an bunu böyle algılamıyorsun, her akşam saatlerce kavga etmiyoruz, her şey yoluna girecek sanıyorsun. Belki de nedeni her gece saatlerce telefonda konuşmamaktır, hatta çok az konuşmaktır, ama gel de anla. Neyse bir gün ulaşamıyorum yine, tesadüfi bir şekilde internette rastladım, zamanım yok olayına girdi, ısrar edince ben, hiç unutamayacağım o kelime ile karşılaştım "Bitti!"
Böylece aslında hiç yaşamadığım, sürekli telefonda konuştuğum ama hiç doğru düzgün sarılamadığım bir kızdan kıçıma tekme yemiş oldum. Düşününce aslında benim ilişkim zaten telefonlaymış, kızla değilmiş ki. Beni kızım elini değil de telefonu almış avucuma, telefonu ısıtmışım kulağımda. Ama internette terkedildim, o ayrı, onun tadı paha biçilemez. Tabii böyle durumlarda hemen diğer kıza giderdiniz değil mi, bu arada sömestr bitti, kız nerede kim bilir. Sonraki dönem kız ortalarda yok, sonra öğrendim ki okulu bırakmış.
Şimdi düşünüyorum da, acaba sevgilimi aldatsaydım mutlu olur muydum? Belki daha fazla kendime kızardım, belki uğruna sevgilimi terkettiğim kız yine de okulu bırakacaktı ve boşuna sevgilimi terkettim, onu aldattım diyecek ve pişman olacaktım, kim bilir.
Belki de mallık en iyisidir, en azından pişman olacak bir şeyim olmadı. Burak Kut'un da dediği gibi "Yaşandı bitti saygısızca" ama aldatmanın tadına varamadım, ama kim bilir, belki de çok sonraları vardım. Ama bilin ki malların çoğu içlerindeki iyimser romantiğin kurbanı oldukları için mal damgası yerler.
Malların da sevilmeye ihtiyacı vardır, sevgilerimle...